Connect with us

Edebiyat

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu: Stefan Zweig

Published

on

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu: Stefan Zweig

Sevmek gerçekten de ağzımızdan çıkan bir iki kelimeden mi ibaret? Yoksa bundan daha fazlası mı? Sanırım bunu çok az insan anlayabiliyor. Böyle bir iç dünyaya, sevgiye ve aşka ne söylenir bilemiyorum. Herkes hayatında böyle bir sevgi olsun ister. Kesinlikle okunası bir kitap.

Yazar: Stefan Zweig

Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları

Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920’li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz.

Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun “gönderen”inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: “Sana, beni asla tanımamış olan sana”. Kadın büyük tutkusunu hep bir “bilinmeyen” olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde “taraflar” değil, sadece tek bir “taraf” vardır.

Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda “mutlak aşk” kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Edebiyat

Köpek Kalbi

Published

on

By

köpek kalbi özet

Köpek Kalbi küçük bir kitap olmasına rağmen insan ruhuna dair en derin kitaplardan birisi olarak kabul edilir. Kitap zamanında sosyalist Sovyetler Birliği tarafından yasaklanır, çünkü kitap sosyalizme uygun bir şekilde yeni bir insan yaratma çabasını eleştiren bir eser olarak görülür. Bu anlamda Sovyetler Birliği ideolojisini eleştiren kitap, bir bilim insanının yolda bulduğu bir köpeğe bir takım işlemler yaparak köpeği insanlaştırması ile başlar. Köpek böylece kendine ait olmayan bir şeyi benimsemeye çalışır.

Sosyalizm İnsan Doğasına Aykırı mıdır?

Aslında yeni ortaya çıkan canlı hem bir insan hem de bir köpektir. Hipofiz bezi ve sinir sistemi insan olan bu canlı, bir türlü Sovyetler Birliği’nde yaşayan diğer işçiler gibi yaşayamaz. Köpek ilk başta yara bere içinde sokakta bulunur. Bu haliyle de Ekim Devrimi öncesi Rus insanını temsil eder. Profesör onu bir parça etle kandırır. Bu durum da zorda olsa da hayata tutunmaya çalışan Rus devrimi öncesi insanının haline benzetilir. Profesörün yaptığı deneyler yeni sosyalist devrimin yeni bir insan yaratma çabasına benzetilir. Yazar kısaca sosyalizmin insan doğasına aykırı olduğunu benimsetmeye çalışır. Ama aynı zamanda liberalizm yanlısı bir çaba olarak da görülebilir. Çünkü insanın doğasına inerken yazarın asıl anlatmak istediği insanın istenilen herhangi belirli bir biçimi ve planı kabul etmeyeceği konusundadır. Kitap bu tarz konuları sevenler için ilgi çekici bir eserdir.

Continue Reading

Edebiyat

Kendine Hoş Geldin

Published

on

By

kendine hoş geldin kitap inceleme

Yazar Miraç Çağrı Aktaş Türkiye’deki genç okurların dikkatini çekmeyi başarmış bir isim. Kitaplarından alınan sözler ile sosyal medyada en çok takip edilen yazarlardan birisi. Bu kitabında da daha öncekilerde yer alan Miraç adlı karakteri başrollerde. Miraç zamanında çok kişinin canını yakmış ama aynı zamanda kendisi de çok sevmiş olan bir karakter. Bu kitabında biraz daha büyümüş olan Zümra artık evlidir. Üstelik bir de oğlu var.

Kendini Üzmek Konusu

Yazarın en önemli vurgularından birisi bu hayatta insanın en çok kendisini üzmesidir. Kendimizi üzmek konusunda çok başarılıyız ve bunu bizim kadar kimse yapamaz. Bir insanı sevmek ve kendinizi üzüp perişan etmek arasındaki bağlantı da yazarın kafasını meşgul eden konulardan arasındadır. Kimseyi üzmeden nasıl severiz? Aslında sevmek beraberinde üzülmeyi ve üzmeyi getirmek zorunda mıdır? Yazar bu soruları düşünürken Zümra üzerinden yeni bir hikâye kurmuş.

Kendinize Değer Vermek

kendine hoş geldin kitabı

Kendine Hoş Geldin kitabının asıl konularından birisi de kendinize değer vermektir. İnsan kötü anlarında tek başına ayakta kalmayı başarabilse de geriye dönüp baktığında niyeyse başarılarından çok başarısızlıkları gelir aklına. İşte yazar bu noktada insanın durup düşünüp kendi değerini fark etmesi gerektiğini hissettiriyor. Özellikle de yetişkinliğe yaklaşmış olan genç okurların kendini bulabildiği yazar bazı noktalarda onların kendini tanıması için fırsat sunuyor olabilir. Bazı cümlelerinde kendinizi bulabildiğinizi hissedeceğiniz bu roman da çok satanlar arasında yer alıyor.

Continue Reading

Edebiyat

Dönüşüm Franz Kafka

Published

on

By

dönüşüm kitabı kafka

Dönüşüm Kafka’nın en ilginç eserlerinden biri. Düşünsenize bir sabah hamam böceği olarak uyanıyorsunuz. Oldukça fantastik öyle değil mi? Yazarın dönüşüm kitabı anlatım sanatının en üst seviyelere çıktığı eserlerinden biridir. Kitap burjuva ailelerin iğrenç ötesi yaşantılarını detaylarına kadar işlemektedir. Toplumsal bir mesaj olarak da nitelendirilebilen eser birey tregedyasını detaylarına kadar işler. Dönüşüm ilk olarak 1975 senesinde yayımlanmıştır. Kafka’nın en uzun eseridir.

Dönüşüm Kitap Tanıtım Metni

İlk kez 1915’te “Die Weissen Blaetter” adlı aylık dergide yayımlanan Dönüşüm, Kafka’nın en uzun ve en tanınmış öyküsüdür ve yayımlanmasının üzerinden nerdeyse bir asır geçmesine rağmen hâlâ tüm dünyada en çok okunan kitaplar arasındadır.

17 Ekim 1912’de Felice Bauer’e gönderdiği mektupta Kafka Amerika romanı üzerinde çalıştığını, ilerleyemediğini görünce sıkıldığını ve yataktan kalkamaz hale geldiğini, bu nedenle bir öykü yazarak ara vermek istediğini yazar. Dönüşüm işte böyle ortaya çıkar.

Kumaş pazarlamacısı olan Gregor Samsa’nın uykusundan kocaman bir böceğe dönüşerek uyanmasıyla başlayan Dönüşüm, giderek gerçeklikle kurmacanın sınırlarını zorlayan müthiş bir anlatıma dönüşür.

“Paltom bile ağır gelirken, Nasıl taşırım Koskoca dünyayı Sırtımda?”

Continue Reading

Popüler Kitaplar

Copyright © 2018 KitapNews.com - Yeni Çıkan Kitaplar, Çok Satan Kitaplar Hakkında Bilgiler.